GELECEĞİN BESİN KAYNAĞI BÖCEKLER OLABİLİR Mİ?

Fotoğraf: Egor Kamelev

İnsanların bir kısmı alıştığı lezzetlerin dışına çıkmayı pek tercih etmezken bir kısmı yeni tatlar denemeyi tercih edebiliyor. Etrafta birilerine tarif verip, birilerinden tarif alan insanları bilirsiniz. Bu yazının konusu olan besine karşı genellikle bu her iki kesimdeki insanların da büyük önyargısı bulunuyor çünkü söz konusu besin kaynağı böcekler. Birçoğunuzun yüzünü buruşturduğunu tahmin edebiliyorum.

En çok hangi böcek türleri öne çıkıyor? Böcekler sürdürülebilir bir besin kaynağı mıdır? Entomofaji nedir? Böcek tüketmek güvenli midir? Avantajları ve dezavantajları nelerdir? Şimdi bu soruları teker teker yanıtlayalım.

ENTOMOLOJİ VE ENTOMOFAJİ NEDİR?

”Insecta” olarak da bilinen böcekler, ”Arthropoda” şubesinde yer alan canlılardır. Bu eklembacaklı canlılar, ”Animalia” yani hayvanlar aleminin yaklaşık %75’ini oluşturur. Bu da demek oluyor ki böcekler, hayvanlar aleminin en kalabalık topluluğudur.

Entomoloji, en basit ifadeyle böcek bilimidir. Böcekleri inceleyen bilim dalına entomoloji, inceleyen uzmanlara ise entomolog adı verilir. Entomofaji kelimesi ise ‘böcek yeme’ anlamına gelmektedir ve bu yazının da konusudur. Azımsanmayacak ölçüde bir insan topluluğu günümüzde Afrika, Latin Amerika ve Asya başta olmak üzere birçok bölgede yüzlerce böcek türünü besin olarak tüketmektedir.

BÖCEKLERİN GIDA OLARAK TÜKETİLMESİ NEDEN BU KADAR GÜNDEMDE?

Hemiptera takımına ait bir böcek ( Fotoğraf: Erik Karits )

Böcek tüketimi her ne kadar gelişmemiş ülkelerde ön plana çıkıyor gibi görünse de yalnızca bu ülkelere has bir beslenme prensibi değildir aslında. Dünya nüfusunun artış hızı göz önünde bulundurulduğunda, yakın gelecekte geniş kabul gören bir besin kaynağı olacağını tahmin etmek zor değil. Hızlı artışına devam ettiği takdirde 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyarı bulacağı öngörülüyor. Beklenen gerçekleşirse et ve et ürünlerine artan talebin karşılanması problemi karşımıza çıkar. Hayvan çiftliklerinin artırımı ve bu alanlarda nispeten daha az yer kaplayan fakat üretim verimliliği açısından umut vadeden böcekler öne çıkacaktır.

TÜKETİM İÇİN EN ÇOK HANGİ BÖCEKLER TERCİH EDİLİYOR?

Coleoptera takımına ait bir böcek ( Fotoğraf: Moritz Spannenkrebs)

Farklı kaynaklarda yüzdelik tüketim oranları ufak farklılıklar barındırmasına rağmen en sık tüketim oranı genel olarak %30 civarında Coleoptera yani kın kanatlılar takımına ait böceklerdedir. Boyları 1 mm ile 15 cm arasında değişebilen bu böcekler bilinen en kalabalık böcek takımıdır. Parlak ve sert ön kanatlarıyla (elytra) etrafta sık sık gördüğümüz böceklerdir. Coleoptera takımından sonra en çok tercih edilen Lepidoptera olarak bilinen pul kanatlılardır. Kelebeklerin dahil olduğu takımdır. Ardından arıların dahil olduğu Hymenoptera (zar kanatlılar) takımı gelir. Dördüncü sırada çekirgelerin yer aldığı Orthoptera (Düz kanatlılar) yer alır. En az tercih edilen takım ise Hemiptera (Yarım kanatlılar)’dır. Böceklerin tüketim oranları bölgeden bölgeye değişiklik gösterse de genel tercih sırası bu şekildedir.

ALTERNATİF BESİN OLARAK ÜRETİLİP TÜKETİLMESİNİN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR VAR MIDIR?

Lepidoptera takımına ait bir örnek ( Fotoğraf: Erik Karits )

Beslenme için hayvansal ve tarımsal ürünlerin önemi büyüktür fakat bu ürünlerin üretimi için gereken alan da büyüktür. Tarım alanlarını genişletmeyi ele alırsak orman arazilerinde bulunan ağaçların daha fazla kesilmesi gerekecektir. Bu durumda toprak kalitesi zamanla azalır. Bir yandan erozyon riski oluşurken diğer yandan da tarımsal gıda üretimi sekteye uğrar. Peki bunlara ayrılan zaman böcek üretimine ayırılırsa nasıl bir sonuç elde edilir? Büyük arazilere gerek olmaması ve küçük alanda yüksek verimlilik potansiyeli öne çıkar.

Tarla ürünleri, çiftlik hayvanları ve kanatlı hayvanların tükettiği su miktarı azımsanamayacak düzeydedir. Bir de buna insan kullanımını ve yakın gelecekte olması beklenen su kıtlığını eklersek daha az su tüketerek yetiştirilen besinlere ihtiyacın artması kaçınılmaz. Bu noktada karşımıza yine yenilenebilir böcekler çıkıyor. İnsanlara, hayvanlara ve bitkilere göre çok daha az su tüketiyorlar. Üstelik su içmiyorlar. Su ihtiyaçlarını bünyelerindeki metabolik sudan karşılıyorlar. Bu durum su tasarrufunda önemli bir avantaj olarak kabul edilebilir.

Aynı miktarda yem verildiğinde ‘Acheta domesticus’ olarak bilinen ev cırcır böceklerinin; kümes hayvanları, koyun ve danadan çok daha fazla gıda dönüşümü yaptığı yapılan araştırmalarda ortaya çıktı. Eşit miktarda yem ile diğer canlılara oranla daha verimli olmalarına ek olarak çevreye yaydıkları metan, sera gazı ve amonyak gibi maddeleri yok denecek kadar azdır.

Kuru ağırlıkları ölçüldüğünde böcekler %38-77 oranında protein içermektedir. Çok sayıda böcek türünün 100 gram kuru ağırlıkta, kırmızı et ve morina balığından daha fazla protein içerdiği saptanmıştır. Bu bilgi, gelecek yıllarda tükettiğimiz gıdalar arasına böcekleri dahil etmemiz durumunda protein bakımından herhangi bir besin yetersizliğinin söz konusu olmadığını gösterir.

Böcekler ve diğer eklembacaklıların dış iskeletlerinin oluşturulmasında kitin adı verilen bir karbonhidrat işlev görür. Bu polisakkarit, insanlar tarafından sindirilemeyen bir özelliktedir. Bunun bir diğer örneği de bitki hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan selüloz polisakkaritidir. İnsan vücudu bu iki kimyasal bileşeni sindiremez ve bu sayede iyi derecede lif kaynağı olarak işlev görürler. Çözünemeyen bu kitin tabakaları sahip oldukları probiyotik etki ile bağırsakta bulunan mikrofloranın gelişmesine katkıda bulunur. Her gün belli bir oranda böcek tüketen bireylerin dışkı örneklerinde, böcek tüketmeyen bireylerinkine oranla probiyotik bakterilerinde yaklaşık 5 kat artış gözlenmiştir.

Lif içeriği ve probiyotik takviyesini bir kenara bırakıp protein sindirilebilirliğini artırmak amaçlanırsa böcekleri kitin tabakalarından arındırıp tüketmek daha iyi bir seçenek olacaktır. Toparlayacak olursak protein miktarındaki zenginlik, hızlı üreme, az masraf ile çok üretim, az yer kaplaması, düşük su tüketimi ve az sera gazı üretimi göz önüne alındığında dünya genelinde gerekli kontrollerin sağlanması şartıyla böcek çiftliklerinin kurulması büyük bir avantaj olarak karşımıza çıkar. Dünya genelinde gıdayı artırma ve açlığı minimuma indirme hedefleri için atılacak işlevsel bir adım olacağı düşünülebilir.

ENTOMOFAJİNİN BARINDIRDIĞI RİSKLER NELERDİR VE NASIL GÜVENİLİR HALE GETİRİLİR?

Hymenoptera takımına ait bir örnek ( Fotoğraf: Skyler Ewing )

Doğal yaşam alanlarından rastgele toplanan yenebilir böcekler ile özel olarak çiftliklerde denetim altında üretilen böcekler elbette aynı risk seviyesinde olmayacaktır. Doğal ortamında yaşayan böcekler devamlı hareket halindedir. Bu durum çok farklı besinlere ulaşmalarına imkan sağlar. Sabit bir besin ile beslenmemeleri, pestisit kullanılmış bitkilerden beslenmiş olma ihtimallerini artırır. Pestisit kullanılan bölgede sadece gezinmeleri bile bir risktir. Özel koşullar altında gerçekleştirilen böcek yetiştiriciliğinde bu tarz tehlikelerden korunma mümkündür.

Böceklerin bünyelerinde zararlı mikroorganizma, parazit canlılar ve ilaç kalıntıları bulundurma ihtimalleri var ve bu tamamen yetiştikleri alan ve yedikleri besinlere bağlıdır. Buna ek olarak doğadan rastgele toplanan çiğ ve taze böceklerde spor (dış yüzeyinde bulunan bir örtü ile çevrenin olumsuz şartlarından korunan, döllenme özelliğinde olmayan bir üreme hücresi) oluşturan bakteriler ve Enterobacteriaceae bulunabiliyor. Birkaç dakika kaynatılarak Enterobacteriaceae yok edilebiliyor fakat diğerlerini yok etmek o kadar kolay değildir.

Böceklerin insan gıdası olarak kullanılabilmesi için dikkat edilmesi gereken başka kurallar da var. Ölen böcekler çok hızlı bozuldukları için mümkünse sağlıklı ve canlı olarak toplanıp vakit kaybedilmeden işlenmelidir. Eğer böcekler kurutulmuş halde saklanacaksa depo içerisinde nemlenmemesine özen gösterilmelidir çünkü nem toksik küflerin gelişimine zemin hazırlar. Hamam böceği ve karasinekler gezindikleri bölgeler sebebiyle çoğunlukla bakteri taşıdıklarından yenmemeleri daha uygundur. Renkleri parlak olan böcekler genellikle zehirlidir. Tüyleri olan böcekler, boğazı tahriş edici özelliktedir, yutması nispeten zordur. Besin kaynağı olarak bitkileri kullanan böceklerden yeşil ve kahverengi olanlar ile bunların çeşitli renklerdeki larvaları tüketime uygundur.

BÖCEK YEMEYİ NEDEN REDDEDİYORUZ?

İnsanlar bildikleri gıdaları tüketirken rahattır fakat konu yeni bir gıda denemek olduğunda her daim içimizde bir tereddüt, kafamızda bir soru işareti belirir. Besin seçimi alışkanlıklar üzerine kuruludur ve alışkanlıkları değiştirmek zordur. Gıda tüketim alışkanlıklarının her ne kadar o gıdanın kalori değeri, bileşimi ve beslenme bakımından denge durumları tarafından belirlendiği algısı yaratılsa da aslında en temelde kültür tarafından belirlenir. Bu da demek oluyor ki gelenekler, din ve moda besin tercihlerimizi etkileyen birer faktördür. Entomofajiye yani böcek yemeye karşı en çok karşılaşılan tavır, mide bulantısı olarak karşımıza çıkar. Yapılan gözlemler sonucunda canlı böcek tüketimi yerine haşlanmış veya kızartılmış böcekler daha çok tercih edilir olduğu anlaşıldı. En çok tercih edilen yöntem, toz haline getirilip yemeklere konulmasıdır. Bu yöntem ile tüketimin artırılması sağlanabilir.

BÖCEKLER SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR BESİN KAYNAĞI MIDIR?

İnsanların sindirim sistemleri ve sindirim enzimleri çok güçlüdür. Sindirim olayı ancak söz konusu besini sindirebilecek enzime sahip olunduğunda gerçekleşebilir. Biz insanların son derece kuvvetli sindirim enzimlerimiz olmasına rağmen selüloz ve kitini çözebilecek enzimlere sahip değiliz. Selüloz, bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan, yapının sert ve kuvvetli olmasını sağlayan bir karbonhidrattır. Kitin ise böceklerin de dahil olduğu eklembacaklıların dış iskeletinin kurulmasını sağlayan, yapıya sertlik ve dayanıklılık veren bir karbonhidrattır. Böcek yediğimizde iç organlarını sindirebiliriz ama dış iskeleti değil. Böceğin bir biriminden faydalanırken üç birimi çöp demektir. Oran kesin değildir, değişiklik gösterebilir. Burada asıl anlatılmak istenen böceklerde sindiremediğimiz kısmın sindirebildiğimiz kısımdan daha fazla olmasıdır.

Gelecekte böcek yiyerek hayatta kalacağımız söylenip duruyor. Bunun mümkün olabilmesi için bir öğünde kilolarca böcek yememiz gerekebilir. Büyük bir kısmının sindirilemeden vücuttan uzaklaşacağı düşünüldüğünde yemek yerken harcanan enerji, alınan kaloriye değer mi tartışılır. Milyonlarca böcek olduğu doğru ama milyarlarca da insan var. Türkiye’de TÜBİTAK ve dünyada da bazı başka kuruluşların bu konuya büyük bütçeler ayırdığı biliniyor ama böcek tüketiminin sürdürülebilirliğini sağlama ve insan nüfusuna yetirebilme konusunda sınıfta kalınabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: