SİNESTEZİ: MELODİYİ TATMAK, RENKLERİ İŞİTMEK

Renkleri duyabilir miyiz? Sesin tadına bakabilir miyiz? Duyduğumuz bir melodi bize tatlı yiyormuşuz hissi verebilir mi? Haftanın bir gününü üç boyutlu algılayabilmek mümkün mü?

Bütün bu sorular kulağa çok garip geliyor olsa da buna benzer sayamayacağımız birçok örneği yaşayan insanlar mevcut. Bu gelişmiş algılama biçimine sinestezi deniyor. Bunu yaşayanlara da sinestet deniyor. Sanılanın aksine sinestezi bir hastalık veya sendrom değildir. Henüz bir yere konulmuş da değil.

SİNESTEZİ NASIL DENEYİMLENİYOR?

Henüz tam olarak çözülememiş olsa da genel olarak farklı serebral korteks tabakaları arasındaki sinirsel iletişimden kaynaklanabileceği düşünülüyor. Sinestetlerde duyularla bir uyaran algılandığında beyinde sadece o uyaranla ilgili kısım aktifleşmiyor. Aynı zamanda başka duyusal süreçler de aktifleşiyor. Bu sayede farklı duyuların birlikte algılanması mümkün oluyor.

Hepimizin beyninde belirli işleri yapmak için özelleşen, duyu sinyallerini algıladığımız alanlar bulunuyor. Buna işitsel korteks ve görsel korteks örnek olarak verilebilir. Görsel korteks, gözden gelen sinyalleri işleyip algılamamızı sağlarken işitsel korteks de aynı işlevi kulaktan gelen sinyaller için gerçekleştirir. Normal şartlarda bu iki farklı alan birbiriyle pek etkileşmez. Birbirinden bağımsız olarak iş görürler. Fakat sinestetlerde bu bölgeler sık sık birbiriyle etkileşir. Örneğin alfabede A harfini gördüğünüzde bir de buna ek olarak havada bir renk görüyorsanız beyinde harf tanımlama bölgesi ile renk tanıma alanı etkileşim gösteriyor olabilir.

Sinestezinin çalışma mekanizmasına ilişkin bir diğer kuram ise beynin geri bildirim mekanizmasında bir aksaklık olabileceğidir. Sinir hücrelerinin ateşlenmesi ve durdurulması belli bir dengeye sahiptir. Eğer nöron fazla sessizse gerekli sinyalleri iletemeyebilir. Aksine nöron fazla hareketliyse yanlış sinyaller gönderebilir. Sonuç olarak bahsettiğimiz denge bozulur ve algı karışıklığına sebep olur.

SİNESTEZİ TÜRLERİ

Harf-renk sinestezinde harfler ve rakamlar, renkler ile ilişkilendirilir. Sinestetler kendi aralarında da farklılık gösterebiliyorlar. Harf-renk sinestetlerinin hepsi aynı rakam ve harfte aynı rengi görmüyorlar. Bazıları 5 rakamında yeşil görürken bazıları turuncu olarak görebiliyor. Silgi sözcüğü birine sarı görünürken diğerine mavi gözükebiliyor. Bunların aksine ortak renk ve şekil görebilenler de yok değil.

Photo by Magda Ehlers on Pexels.com

Renk-ses sinestezisinde belirli melodiler belirli renkler olarak algılanır. Tek bir notayı tek bir renk ile ilişkilendirenler olduğu gibi gökkuşağı gibi rengarenk algılayanlar da bulunuyor.

Harf-tat sinestezisi: Fotoğraflar, kelimeler hatta karşısındaki insanın duygu durumunu tat olarak algılama durumudur. Karşısında hüzünlü birini gördüğünde hiç sevmediği bir yemeğin tadını aldığını vurgulayan sinestetler nadir olsa da var. Farklı şekilde tat ve kokuların da bir rengi olabiliyor.

Ayna-dokunma sinestezisi zaman zaman tehlikeli olabilen bir sinestezi türüdür. Bir başkasına dokunulduğunda o kişinin acısını kendi benliğinde hissetmek şeklinde deneyimlenebiliyor. Bir başkasına dokunulduğunda kendisine de temas edildiğini hissetmek şeklinde de yaşanabilir. Sinestezinin bu çeşidiyle nadiren karşılaşılır.

Harflerin kişisel özellikler ile ilişkilendirilmesi. T harfi korkak karakter ile bağdaştırılırken F harfinin cesur karakter ile bağdaştırılması gibi örnekler sıralanabilir.

Yukarıda belirtildiği üzere sinestezinin çok çeşidi bulunuyor.

SİNESTEZİ KİMLERDE GÖRÜLÜYOR?

Sinestezinin genetik bir kökeni olduğu biliniyor. Araştırmalar sinestezi deneyimleyenlerin yaklaşık %40’ında yakın akrabalarda da bu olgunun görüldüğünü vurgular nitelikte.

SONRADAN SİNESTET OLUNABİLİR Mİ?

Kurslara giderek, birilerinden ders alarak, izleyerek veya hakkında çok okuma yaparak sinestet olmak elbette mümkün değildir. Nadir de olsa sonradan sinestezi kazanılabiliyor. Tahmin edileceği üzere böyle bir olguyu kazanabilmek ancak bir kaza geçirmiş olmak, travma geçirmek ya da bazı kimyasallara maruz kalmak gibi durumlarda gerçekleşebiliyor. Bir süreliğine olabileceği gibi ömürlük de olabiliyor. Yoğunluğu, şiddeti ve süresi değişkenlik göstermektedir.

ÖNERİ: Sinestezinin insanlara neler kazandırdığını ve neler kaybettirdiğini biz sinestet olmayanlar elbette tam olarak anlayamayız. Fakat bir fikrinizin olmasını isterseniz Adam Fawer’ın ”Empati” kitabını okumanızı tavsiye ederim. Sinestezi olgusu, olay örgüsüyle çok güzel harmanlanmış halde okuyucuya sunuluyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: